Darbeci Ordunun Hain Subayı

12 Eylül’e kadar rütbeli bir subay… 12 Eylül’de ise bir darbe mağduru… 12 Eylül’den sonra ise kimi zaman teknesini bol rüzgârlarla dolduran, kimi zaman da fırtına bora ile uğraşan bir iş adamı… Ama her daim “gecikmiş yazıların” tamperemanlı usta yazarı… Bunun ilk kanıtlarını bundan neredeyse yirmi yıl önce, o çok özenli el yazısıyla bana “Askersel Boyutun Siyasal Sistemimize Etkileri, Kurumları ve Sonuçları” başlıklı çok uzun ve önemli yazı dizisini gönderdiğinden beri biliyorum… Namık Çınar son birkaç yıldır ise Taraf gazetesinde lezzetli üslubuyla kendi bireysel serüveni üzerinden Türkiye’nin tomografisini çekiyor… Eski bir asker, kıdemli bir rejim mağduru ve bilinçli bir dünya vatandaşı olarak zamanın ruhunu ve tarihin temposunu yakalayacak bir çabayı eğilip bükülmeden sergiliyor… Askeriyenin demokrasiye tehdit oluşturan köhnemiş ama incelikli mekanizmalarını tecrübeli bir çilingir gibi ortalığa serip deşifre ediyor… Elinizdeki kitap, bu gayretli çabanın ilk ürünü… Namık Çınar’ın bu ilk kitabı, onun aramıza gecikerek gelmesine hayıflanacağımız ve bu gecikmeyi çok daha hızlı kapatmasını yüksek sesle talep edeceğimiz bir cazibenin de gücünü taşımakta…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir